ÖZGÜRLÜK A.Ş

ÖZGÜRLÜK A.Ş

ÖZGÜRLÜK A.Ş
Dünyada özgürlük zor bulunan bir nimettir. Ama çok şükür ki Amerika Birleşik Devletleri var. O olmazsa dünya halkları ne yapardı, kim bilir? ABD, yıllardır gezegenin dört bir yanında elinde bavul, bir kapıdan girip diğerinden çıkıyor. Her gittiği yere aynı broşürü bırakıyor: Demokrasi – İnsan Hakları – Özgürlük Broşürün arkasında küçük puntolarla şu yazıyor: Yan etkileri arasında iç savaş, milyonlarca mülteci, ekonomik çöküş, uzun süreli istikrarsızlık ve hafif bir kaos görülebilir. Ama ilaç prospektüsü ya da hızlı geçen alt yazı gibi kim küçük yazıları okur ki? Bazen insan düşünmeden edemiyor… Belki ABD başkanları seçildikten sonra gizli bir törenle Tanrı’nın huzuruna çıkarılıyor. Melekler onların omuzlarına dokunup kulaklarına fısıldanıyor: “Dünya seni bekliyor. Git ve onları özgürleştir.” Çünkü bu kadar fedakârlık başka türlü açıklanamaz. ABD Elinden geleni yaptı ama bazı şeyler ters gitti işte: Vietnam’da özgürlük fazla geldi, üç milyon kişi dayanamadı. Irak’ta demokrasi şoku yaşandı, devlet yapısı çöktü. Libya özgürlüğü kabilelere bölüştürdü. Suriye özgürlüğü bavula koyup komşu ülkelere göç etti. Afganistan’da özgürlük yirmi yıl denendi, sonra Taliban’a iade edildi. Ama olsun. Bunlar tecrübe… Tecrübe dediğin şey de zaten hata yaparak edinilmez mi. Bilerek mi yaptı ? Yok canım bu tamamen sizin hüsnü kuruntunuz. Şimdi sırada yeni bir hasta var: İran. Uzman doktor ABD yine teşhis koydu: “Bu ülkenin acilen özgürlüğe ihtiyacı var.” Neden? Nükleer silah? İnsan hakları? Bölgesel tehdit? Demokrasi eksikliği? Hepsi evet. Ama esas soru şu: Bunlar ABD’yi neden bu kadar yakından ilgilendiriyor? Çünkü ABD, dünyada iyilik yapmakla yükümlü tek ülkedir. Küresel sosyal hizmetler kurumu gibi çalışır. Bu görevi yerine getirirken petrol, doğal gaz, enerji yolları, bölgesel güç dengeleri ya da İsrail’in güvenliği gibi tamamen tesadüfi konularla ilgilendiği iddiası ise elbette kötü niyetli bir yakıştırmadır. ABD yalnızca halkların kalbini düşünür. Ama işte kalp kazanmak kolay değil ki. Kalbin geçtiği yerden bazen tank da geçer; özgürlük biraz gürültülüdür. Bugün İran’a yönelik müdahale konuşulurken Amerikan yetkililerinin yüzünde yine o tanıdık ifade var: “Biz bunu istemezdik ama…” Bu cümleyi Irak’ta da duyduk. Libya’da da. Suriye’de de. Afganistan’da da. Ve her seferinde dünya halklarına şu güvence verildi: “Bu kez olacak.” O “bu kez” kelimesi Ortadoğu’da en az kırk yıldır dolaşıyor. Eğer ABD İran’ı da özgürleştirirse, bölgede özgürlükten nefes alınamayacak. Zaten sınırlı olan huzur, demokrasiyle tamamen çözülecek. Ama endişeye gerek yok. Çünkü tarihte hiçbir süper güç, bu kadar masum gerekçelerle bu kadar çok ülkeye girmemiştir. Dünya hâlâ yeterince özgür değil. Ve Amerika’nın daha yapacak çok iyiliği var.

Paylaş:

Yorumlar

Henuz yorum yapilmamis

İlgili Haberler