
Akran zorbalığı, bir öğrencinin başka bir öğrenciye bilerek ve isteyerek fiziksel, sözel, duygusal ya da sosyal yönden zarar vermesi veya baskı kurmasıdır. Bir kişinin diğerine üstünlük kurmak, onu korkutmak, dışlamak veya küçük düşürmek amacıyla yaptığı olumsuz davranışlardır. Vurmak, itmek, eşyalarını almak ya da eşyalarına zarar vermek gibi fiziksel olabileceği gibi; alay etmek, lakap takmak ya da tehdit etmek gibi sözel de olabilir. Dışlamak, görmezden gelmek şeklinde olabileceği gibi sosyal medya üzerinden tehdit, hile, iftira gibi yollarla da gerçekleşebilir.
Akran zorbalığı, mağdur kişiyi derinden sarsar ve kalıcı travmalara neden olur. Kişi kendine güvenini kaybeder, sosyallikten uzak, içine kapanık bir birey olur. Okula gitmek istemeyebilir ya da okulda yalnız kalabilir. Bununla beraber karşı tarafta da arkadaşlık ilişkisi, saygı, empati, samimiyet gibi duyguları kaybeder. Elde ettiğini düşündüğü güç ile daha sonraki dönemlerde de zorbalığa devam eder. Bu nedenle akran zorbalığına uğrayan da buna şahit olan da sessiz kalmamalı. Bunu ya bir öğretmene ya da aile bireylerinden birine anlatmalıdır.
Başkalarını zorbalayarak, hırpalayarak güçlü olunamayacağı; asıl gücün saygıyla ve sevgiyle kazanılacağı unutulmamalıdır. Akran zorbalığı bir eğlenme yolu, kendini ispatlama yolu ya da güç gösterme yöntemi değildir. Eğitimden, saygıdan, sevgiden, merhametten uzak illegal bir davranıştır.
Her gün televizyonda akran zorbalığından kaynaklı şiddet olayları görmekteyiz. Gerek kız öğrenciler arasında gerekse erkek öğrenciler arasında sınırsız ve ölümcül şiddet vakaları maalesef artmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda yeni çalışmalara başlamış olup okul rehber öğretmenlerine Bakanlık bünyesinde eğitim vermektedir. Bu eğitimlerin ilerleyen dönemlerde veli ve öğrencilere de verilmesi plan dâhilindedir. Elbette sadece öğrencinin bilinçlendirilmesi yetmez. Öğrenciyi bu konuda destekleyecek olan ve yönlendirip iyi bir rol model olacak ailelere de eğitimin verilmesi şarttır.
Akran zorbalığının önlenmesi için okulda ve ailede güçlü bir iletişim kurulmalıdır. Öğretmenlere düşen, öğrencilerini iyi gözlemlemeleri, olumsuz bir durumla karşılaştıklarında durumu okul rehber öğretmenine bildirmeleridir. Aileler de çocuklarının duygusal gelişimlerini takip etmeli, şiddet eğilimli çocuklarıyla ilgili uzman kişilerden yardım almalıdır. Hepsinden önemlisi her aile çocuğuna “empati” duygusunu verebilmelidir; çünkü zorbalığı ortadan kaldırmanın en etkili yolu, empati kurabilmektir. Karşımızdakini anlamak, hissettiklerini hissetmek, duygularına ve kişiliğine saygı duyup değer vermek huzurlu bir ortam oluşturur. Çünkü herkes saygıyı ve değeri hak eder.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Gelecek gençlerin eseridir.” O halde geleceğe güzel bir eser bırakalım. Şiddet kotasını fazlasıyla doldurmuş hayata; sevgi, saygı, merhamet tohumları ekelim. Bir mazlumun gözünden akan yaş, hiçbir kurak toprağı yeşertmez, bunu unutmayalım.
Paylaş:
Yorumlar
Henuz yorum yapilmamis