
İnsan “inanmak” ister.
Herhangi bir söyleme, duruma, kişiye veya olaya inanmaya başlamak ve inandığımız şeyin doğruluğuna dair kanıtlar bulmak bize iyi hissettirir.
Gerçeklerin çarpıtılması veya doğru olmayan bir şeye inanmamız/inandırılmamız bizi yalancı bir dünyaya çeker.
Ruhsal travmalar, bizim en inanmış, en saf, en kırılgan zamanlarımızdayken uğradığımız hayal kırıklıkları ve zedelenmelerle oluşur.
Hata dediğimiz şey, kendi iç ve dış gerçeğimize uymayan, yanlış bir inanca dayanarak ve yanılmış olarak yapıp ettiklerimizdir.
Bu yüzden hayatımıza veya ilişkilerimize dair ciddi bir karar almamız gereken zamanlarda ruhsal dünyamızın durumunu gözden geçirmekte fayda var.
Özellikle zor zamanlarımızı ve inanmaya olan doğal meylimizi kötüye kullananlarla karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğu günümüzde, kendi sınırlarımızı koruma konusunda maalesef her zamankinden daha çok dikkatli olmamız gerekiyor.
Çözmekte zorlandığımız bir sorun yaşarken, hassas ve kırılgan dönemlerimizdeyken yanlış karar ve hata ihtimali yükselir. Bu durumlarda yanlışı görmeye ve kendi kendimizi koruyup kollamaya gücümüz yetmeyebilir.
Bu durumdayken iyiliğimiz için fikrinden faydalanabileceğimiz olgunlukta, duyarlı, sorumluluk alabilen, sağlıklı yetişkin mantığıyla düşünüp davranabilen kişi veya çevre desteğinden mahrum olabiliriz.
Toplumsal yozlaşmanın ve kıyaslamanın arttığı günümüzde insanlar maalesef başka birilerinin zorlanmasından keyif çıkarabilmekteyken güvenilir profesyonellerden yardım almak elzem hâle gelmektedir.
Evrensel insani değerleri hafife alan, çarpık bir ahlak anlayışıyla kişisel sınırları hiçe sayan, başka insanları ve diğer canlıları değersizleştiren, yargılayan, istismar eden, alay etmeyi eğlenmek sananların gittikçe çoğaldığı bu zamanda hepimizin ihtiyacı güvenilir akıl, güvenilir alanlar ve güvenilir toplumdur.
En yakınlarının sapık emelleri uğruna canından olan çocuk haberleriyle kaynayan gündemde ilkel benliğin asma-kesme fantezilerinin ötesinde bir akıl fikir üreyebilir mi?
Güvenliğin öncelikli ihtiyaç hâline geldiği her ortam, her canlı için ciddi stres kaynağıdır.
İyilik, güzellik ve doğruluk üzerine uzun uzun konuşanların sözleri ve yaptıkları arasında tutarlılık aramaktan ileri gidemiyor, her geçen gün fiziksel ve ruhsal sağlığımızı daha da çok korumak zorunda kalıyorsak toplum ve onun bireyleri olarak ciddi bir sarsıntının içindeyiz demektir.
Paylaş:
Yorumlar
Henuz yorum yapilmamis