
Bugün eski Milli Eğitim Bakanı Sayın Zİya Selçuk’un güzel bir yazısını okudum. Özellikle, “Öğretmenin gölgesine bile basılmaz.” diyen Kore atasözünü paylaşmış ve altına eklemiş: Çünkü bilirler ki kalbini çocuklara adayan bir öğretmen,en derin saygıyı hak eder. Gerçek bir öğretmen, bir çocuğun gönül bahçesini çiçeklendirir; aklının yolunu aydınlatır. Bunu idrak edemeyenler, bir öğretmenin nasıl yorulduğunu, nasıl mum gibi eriyerek ışık saçtığını fark edemezler.
Tam da bir öğretmenin kalbi kırılmışken ve hatta öğretmenimizin nezdinde tüm öğretmenlerimizin gönlü kırılmışken söylenen bu cümleler ne kadar da nahif, ne kadar da içten. Evet, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bir Anadolu lisesinde öğretmenimizin yaşadığı zorbalık… Nasıl olur da öğretmenine minnet duyan bir nesilden öğretmenine nefret duyan bir nesile döndük? Nasıl oldu da öğretmenine saygısızlık yapmaktan imtina eden bir nesilden öğretmeniyle dalga geçen bir nesile döndük? Ne oldu da öğretmen bu kadar itibarsızlaştı, öğrencilerin elinde oyuncağa dönüştü. “Eti sizin, kemiği bizim.” zihniyeti, nasıl bu kadar nankör, saygısız ve küstah bir hal aldı? Saygı duyulan, değerli hisseden, eli öpülesi öğretmenler ne oldu da şimdi bir neslin içerik kaynağı oldu? Velinin stres topu, öğrencinin eğlence kaynağı, idarenin şamar oğlanına döndü?
Bir öğrenci, öğretmenine saygı duymuyor, onu sevmiyorsa okullarımız başta olmak üzere toplumun genelinde büyük bir sorun vardır. Gelecek için tehlike çanları çalmış demektir. Her şeyi normalleştirdiği gibi saygısızlığı, değersizliği, şefkatsizliği de normalleştiren bir nesille nasıl bir gelecek kurabiliriz? Saygının, öğretmen sevgisinin olmadığı yerde verimli ders nasıl işlenir; kalıcı öğrenme nasıl gerçekleşebilir? Öğretmenin sınırlandırıldığı, kontrolün elinden alınıp öğrenciye verildiği bir sistemde sağlam bir eğitim, öğretim nasıl gerçekleşir? Buradaki yanlışın görülmesi ve bir an önce müdahale edilmesi gerektiği bu kadar aşikarken basit bir uzaklaştırma ile sorun çözülemez. Uzaklaştırma öğrenci için ödüldür ama geri döndüğünde daha da ileri gitmesi için de sağlam bir gerekçedir. Okuldan uzaklaştırılan bir öğrenci asla derlenip toparlanıp geri gelmez. Üzülerek öğretmeninden özür dilemez. Bu tarz cezalar eskiden utanç kaynağı olduğu için işe yarardı ama günümüzde maalesef utanmayı unutturduğumuz bir nesil ve onları her türlü savunan bir ebeveyn grubundan bunu beklemek mümkün mü? Unutmamalı ki çocuklarımızı desteklemeli, onları yüreklendirmeliyiz ancak öz güvenin de sınırı olduğunu unutmamalı, unutturmamalıyız.
Neredeyse emekliliği gelmiş bir öğretmeni, anlık bir eğlence için rencide etmek üstelik bunu sosyal medyada paylaşmak maalesef toplumsal çöküşün sinyalleridir. En ufak bir uyarıda, psikolojisinin bozulduğunu iddia eden gençlerimiz, empatiden uzak bu seviyesiz davranışla öğretmenin psikolojisini bozmuş olmuyor mu, onu rencide etmiş, kırmış olmuyor mu? Bu noktada ailelerin çocuklarını savunmak yerine öğretmenin yanında olması gerekmiyor mu?
Amacı sadece beğenilmek ve tanınır olmak olan birey, maalesef olumlu davranışlarla değil, bu ve benzer olaylarla gündem olmaktan keyif alıyor. Onun için asıl hedef öğrenmek değil, sadece dikkat çekebilmek olunca da davranışta bozukluk netleşiyor.Tabii ki bu tarz olumsuz olayların sebebi sadece öğrencinin kendisi değil. Yetiştiği ailenin de büyük bir payı var. Her çocuk, ailesinin aynasıdır. Ayrıca okulda sağlanamayan disiplin ve otorite de gençlerimizin çıkmazlara girmesinde bir etken. Okul idaresinin de düzen ve otoritede yetersiz kalması bu tarz olayları kaçınılmaz kılıyor. Okullarda öğretmeni koruyan tek bir düzen yokken, can ve onur güvenliği sağlanamazken hangi nitelikli eğitimden bahsedebiliriz? Herkesin unutmaması gereken şey, öğretmen dalga geçilecek, aşağılanacak, zorbalanacak bir kişi değil; sonsuz saygıyı hak eden kişidir.
“Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır!” diyen Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bu güzel sözüne rağmen yeni neslin maalesef sistemin eseri olduğu günleri yaşıyoruz. Topraktan çürümüş fidan çıkmaz ama okullarımızda kendi ellerimizle çürümüş bir gelecek çıkarıyoruz maalesef.
Öğretmenlerimizin hak ettiği saygıyı görüp asla kırılmayacakları başarılı günler yakın olsun inşallah.
Paylaş:
Yorumlar
Henuz yorum yapilmamis